1 Kasım 2008 Cumartesi

DUBLÖRÜN DİLEMMASI



"Peygamberin otlattığı kuzular kadar masumdu.Ya da bana ilk anda öyle gelmişti.

Üzeri portakal, vişne ve çilek resimleriyle kaplı, yani Meyvendetta reklamıyla ambalajlanmış otobüse yetişmeye çalışıyordu. Çift katlı otobüs durdu, üst katın penceresinden ona bakarken, kalbimin zembereği boşaldı. Gözlerimi kapadım ve yanımdaki koltuğa oturması için dua ettim:"Allah'ım, bunu dilediğim için ayıp etmiş olur muyum?!"

Solumda biri belirdi fakat ilkten cesaret edip gözlerimi açamadım. Yine de o olduğundan emindim. Sol gözümü azıcık aralayıp yana doğru baktım: "Teşekkürler Allah'ım!"

.............

Ferruh Ferman'ın sivribiber yeşili gözleri var: Yüzünden; pusmuş, saldırıya hazır bir kedinin gülünç fakat esrarlı fiyakasını yansıtan gözler. Gözlerinin altında mor nikâh şekeri torbacıkları. Fırlak elmacık kemikleri, uzun favoriler, kısacık top sakal... Düzgün fakat nursuz bir surat. Yine de gülüşü onu aniden masum bir sincaba döndürüyor. Vaziyetin farkında olmalı ki, ikide bir gülümsüyor. İpek kravatıyla dev işkembesini örtenlerden değil; ince yapılı. O da benim gibi, Yaser Arafat’la aynı boyda[1,69 cm].

..............

Buldum! Ben altın kalpli bir serseriyim. Tabii ya. Başka ne olacaktım? Yoldan çıkmış bir derviş;'jamais vu'ya[Jamais Vu: Sık sık yaşadığı bir şeyi ilk defa yaşıyormuş duygusuna kapılmak.] tutulmuş bir profesyonel; bonkörce iletişimsel avanslar veren bir tevazu amelesi; karizmasını istikrarlı bir diğerkâmlıkla örtbas ederek tayin edici pasifliğe varan bir mistiğim...

(Dublörün Dilemması - Murat Menteş)

.................................


.................................

Murat Menteş; bu adam bir deli!…

Bu kitap ise deliliğinin bir delili.

Öylesi güzel bir kurgu ki, daha evvelinde böylesini görmedim diyebilirim.

Hayal gücünün sınırlarını unutup, çoktan aşmış ve hiç de zorlanmamışa benzer.

Öyle güzel ki betimlemeleri son derece ince ve inanılmaz..

Tasvirleri ise, sizleri hayret makamında uçuşlara salıyor..

Bir de felsefe serpiştirilmiş ki sayfalara görülmeye değer…

Ve daha bir sürü güzellik…



Kitap elinizde olduğu sürece, yüzünüzde ki rahatlık çok uzaktan dahi seçilebilecek dereceye ulaşıyor, öyle ki sürekli mütebessim bir surat.

Toplu taşıma araçlarında ya da toplumun olduğu herhangi bir ortamda okuyorsanız biraz daha dikkatli olmanız gerekecek; gülmekten kendinizi alamayacağınız bi çok bölüme rastlayacaksınız çünkü.

Ölmeden önce muhakkak okunacak kitaplardan diyebilirim rahatlıkla.

Hakan Albayrak!ın, arka kapakta kitap için söyledikleri çok hoşuma gitmiştir;

“Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!

2 Comments:

  1. Adsız said...
    müzik güzel blog güzel adaşımın kalemi güzel....beni mutlu etti müziğin..göklerin kızı.yüreğinesağlık... ben fatı'nınyeni dünyası yorum göndermeyi beceremiyorum....favorine ekle beni şu müzikle şiirlerini okuyayım..
    Adsız said...
    meftun
    teşekkurler

Post a Comment